49,8330$%-0,00
55,6161€%0,11
6.457,79%-0,92
4.029,94%-0,92
%
3981942฿%-1.40137
13:32
İstanbul çevresinde son günlerde kaydedilen küçük ölçekli depremler, Marmara’da beklenen büyük deprem tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Cenk Yaltırak, mikro depremlerin biriken enerjiyi kayda değer ölçüde azaltmadığını belirterek özellikle sismik boşluklara dikkat çekti.
İstanbul ve Marmara Denizi çevresinde meydana gelen mikro depremler, bölgedeki fayların durumu konusunda yeni değerlendirmeleri beraberinde getirdi. Türkiye İş Bankası Marmara Aktif Fay Tehlike ve Risk Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, yaptığı açıklamalarda bölgedeki sismik hareketliliğin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Yaltırak, Adalar Fayı’nın doğu bölümünde, Tuzla çevresindeki yapının batısında son günlerde küçük ölçekli deprem hareketliliği görüldüğünü belirtti. Adalar Fayı’nda son büyük depremin 1894 yılında yaşandığını hatırlatan Yaltırak, fayların deprem üretme sürelerinin birbirinden farklı olduğuna dikkat çekti.
Marmara Denizi’ndeki fayların “ölü” olarak nitelendirilmesine karşı çıkan Yaltırak, bölgede uzun süredir devam eden tektonik hareketliliğe işaret etti.
Fayların deprem üretme aralıklarının aynı olmadığını belirten Yaltırak, bazı fayların yüzlerce, bazı fayların ise binlerce yıllık periyotlarla hareket edebildiğini ifade etti. Yaltırak’a göre üzerinde sismik aktivite gözlenen fayların aktif olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Yaltırak, İzmit Körfezi’nden Gaziköy’e kadar uzanan Marmara fay sistemi üzerinde geçmiş depremler ve yıkım alanları üzerinden yapılan değerlendirmelerde, dört fay parçasının önemli bir deprem potansiyeli taşıdığını söyledi.
Bu bölgelerde gerilim birikimini “dolu kova” örneğiyle anlatan Yaltırak, sistemin ne zaman kırılacağını belirleyecek son tetikleyicinin önceden bilinmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
Son dönemde kaydedilen mikro depremlerin Marmara’da biriken enerjiyi önemli ölçüde azalttığı yönündeki yorumlara da değinen Yaltırak, bunun doğru olmadığını söyledi.
Faylarda biriken gerilimin küçük depremlerle tamamen ortadan kalkmadığını belirten Yaltırak, Marmara Denizi tabanındaki faylara her yıl yaklaşık 2 santimetrelik hareket eklendiğini ifade etti.
Deprem büyüklüğünün logaritmik bir ölçek olduğunu hatırlatan Yaltırak, çok sayıda küçük depremin toplam enerjisinin dahi büyük bir depremle kıyaslandığında oldukça sınırlı kaldığını dile getirdi.
Yaltırak’ın açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri ise “sismik boşluk” değerlendirmesi oldu.
Mikro depremlerin meydana geldiği noktaların doğrudan büyük depremin kırılacağı alan olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yaltırak, çevresinde hareketlilik bulunan ancak kendisi sessiz kalan bölgelerin daha dikkatli incelenmesi gerektiğini söyledi.
Yaltırak, bu kapsamda Doğu Marmara Sırtı olarak tanımladığı bölgeye dikkat çekti. Kumburgaz Fayı, Orta Sırt Fayı ve Doğu Marmara Fayı arasındaki yapıda sismik açıdan dikkat çekici bir sessizlik bulunduğunu belirten Yaltırak, çevredeki depremlerin bu sistemdeki gerilimle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi öncesindeki sismik hareketliliğe de değinen Yaltırak, geçmiş dönem kayıtlarında mikro deprem sayısının zaman içerisinde arttığının görüldüğünü söyledi.
Ancak söz konusu hareketliliğin doğrudan kırılan fay üzerinde değil, fayın çevresindeki alanlarda yoğunlaştığını belirten Yaltırak, günümüzdeki tabloyla geçmiş dönem arasında bazı benzerlikler bulunduğunu dile getirdi.
Bununla birlikte Yaltırak, mevcut hareketlilikten yola çıkarak Marmara depreminin ne zaman gerçekleşeceğine ilişkin herhangi bir tarih vermenin mümkün olmadığının altını çizdi.
Yaltırak, günümüzdeki sismik hareketlilik ile 1999 öncesindeki süreç arasında benzer noktalar bulunduğunu belirtirken, bunun deprem için bir zaman göstergesi olarak kullanılmaması gerektiğini söyledi.
Ayrıca günümüzde kullanılan sismometrelerin geçmişe kıyasla çok daha hassas olduğunu belirten Yaltırak, bugün tespit edilen çok küçük depremlerin önemli bir bölümünün eski teknolojilerle kayıtlara girmemiş olabileceğini ifade etti.
Yaltırak, Marmara’daki fayların birbirini tetikleyebilmesi için belirli bir gerilim seviyesine ulaşması gerektiğini belirterek, büyük depremin zamanlamasının bugünkü verilerle kesin şekilde öngörülemeyeceğini vurguladı.
KAYNAK: Haber Merkezi
O İlde 4,2 Büyüklüğünde Deprem!